2021’in ilk günlerinde ABD kongresini basan aşırı sağ grupların yanlış bilgilerin etkisi altında kalmaları, pandemi boyunca aşıya ve alınan tedbirlere karşı aşırı güvensizlik, modern tıbba ve faydalarına dair komplo teorileri, bu alanda çalışan gazeteciler ve bilim insanlarının yanıltıcı bilgilerle itibarsızlaştırılmaya çalışılması, dijital gettolaşma ve yankı fanusları arasındaki sınırların giderek açılması, yüz yüze iletişimin yerini alan dijital iletişimin hepimizi kamusal birer figür haline getirmesi, veri ihlalleri, bilgi gürültüsü, akıllı telefonlarla ilişkilenirken maruz kaldığımız bilişsel sorunlar, devletlerin dijital gözetim mekanizmaları…

Yola çıktığımız günlerde, yanlış bilgi masum insanların hedef gösterilmesine, linç edilmesine hatta öldürülmesine neden oluyordu. Bu kadar vahşi olaylarla daha az karşılaşır olduk, fakat sahte haberlerin demokrasi ve halk sağlığı üzerindeki yıkıcı etkileri sürüyor. Yanlış bilgiyi besleyen pek çok başka sorun da hala çözülmüş değil. Bilgi düzensizliği, bilgi gürültüsü, bilgi sızıntıları ve veri ihlalleri, birbirini besleyerek, bilgiyle olan ilişkimizi zehirlemeyi, karar mekanizmalarımızı sakatlamayı sürdürüyor.

Yanlış bilgiyi kovalamaya başladığımızda mental modelimiz “bozulmuş iletişim ortamına düzeltici ve onarıcı bir mekanizma olarak” dahil olmaktı. Geçen zaman gösterdi ki dijital çağ, kuralları, prensipleri ve değerleri henüz oluşmamış, müktesebatı henüz belirlenmemiş yeni bir dünya yaratıyor. Yani bozulacak kadar yerleşmiş bir yapıdan bahsedemiyoruz. Biz de yönümüzü, onaran ya da düzelten olmaktan ziyade, kuralların belirlenmesine katkıda bulunan ve ortak değerlerin yaratılması için öncülük eden bir amaca çevirdik.

Uğraştığımız sorun çatallanmaya devam ederken, çözüm önerilerimizi güncellemeyi sürdürdük. Bakış açımızı iki yeni perspektifle donattık. Bunların ilki sistem dönüşümü. Kurguladığımız aktivitelerin başarıya ulaşabilmesi için sistem seviyesinde bir müdahalenin mecburiyet olduğunu anladık. Sistem dönüşümü düsturu bize, balık tutmanın ya da balık tutmayı öğretmenin ötesine geçmeyi, balıkçılık endüstrisini dönüştürmeyi öğretti. Pandemiyse, kalıcı etki yaratabilmek için topluluk geliştirmenin ne kadar önemli olduğunu hatırlattı. Kullanıcıları güçlendirmek, etkili bir hedefti. Ancak onları birleştirip teyitçi olduklarını hissettirmek bize güçlü bir ivme kazandırdı. Bu da bakış açımıza getirdiğimiz ikinci yenilikti. Kullanıcıyla güçlenip, toplulukla büyümek.

Hareketler ve ekosistemlerin üzerimizde bıraktığı iz

Teyit’in yaratmak istediği pozitif etkiyi tanımlamadan önce, bizi etkileyen bu toplumsal hareketleri sıralamamak, bütünün parçalarından birini atlamak olur. Ekip üyelerimizin, paydaşlarımızın, topluluğumuzun düşünce dünyasına nüfuz eden, böylece Teyit’in değerlerine veya aktivite planlarına sinen, beslendiğimiz ya da üstüne odaklanmamızı gerektiren bazı dinamikler şöyle:

  • Ekolojik hareket, iklim hareketi
  • Açık kaynak hareketi
  • Çözüm gazeteciliği, yavaş gazetecilik ve veri gazeteciliği
  • Feminizm ve toplumsal cinsiyet eşitliği hareketi
  • Sosyal inovasyon, sosyal fayda ve sürdürülebilirlik trendleri
  • Mülteci hakları hareketi
  • Küresel Amaçlar İçin İşbirliği (Sustainable Development Goals)
  • Küçülme (degrowth), sosyal ekonomi ve dayanışma ekonomisi

Bugüne dek cevabını en çok aradığımız sorulardan bazıları: Bize ve bizim gibilere ne deniyor? Yurtdışında “fact-checking” olarak bilinen işin Türkçede gerçekten bir karşılığı var mı? Biz bir neyiz? Elinize aldığınızda nasıl bir his bırakıyoruz? Burnunuzu dayadığınızda kokumuz neye benziyor? Nasıl görünüyor, nasıl işitiliyoruz? Benzetecek olsanız bizi neye benzetirsiniz?

Bu sorulara verilecek cevaplar, Teyit’in nasıl bir habitatta yaşadığını da belirliyor. Birbirini etkileyen, birbirinden etkilenen öznelerin bütünlük halinde akışta kaldığı, öteki olmadan yaşayamadığı ortama ekosistem adını veriyoruz. Bu sözcük daha çok girişimcilik ortamlarında duyuluyor. Kullanmayı seviyoruz çünkü, Teyit’in içinde yaşadığı ortamı ifade ederken doğaya referans vermek hoşumuza gidiyor. Bir şeylere de benziyoruz illa ki. Medyanın gazeteciden saymadığı, sivil toplumun aktivizm tanımına uyduramadığı, girişimcilerin bilindik yöntemlere kafa tuttuğu için girişimciliğe yakıştıramadığı, her birine dokunan ama hiçbirinin rengine bürünmeyen ara bir formuz. Herkes bilemediği, tanımlayamadığı ve sınıflandıramadığı şeyden önce biraz korkar. Zaman geçtikçe alışır, onunla temasa geçtikçe tanır. Sonra kendisini dönüştürmesine izin verir.

İngilizcede “fact-checking” olarak anılan işi bir süredir teyitçilik diye çeviriyoruz. Doğru karşılığının bu olduğuna inanıyoruz. Pek çok yayıncının da gitgide bu tanıma alıştığına tanık oluyoruz. Öyleyse Teyit “teyitçilik ekosisteminin” de bir parçasıdır diyebilir miyiz?

Bu soruya yanıt vermek pek kolay değil. Teyit aynı anda birden fazla şapka taşıyor. Her bir tanım farklı yetenekleri içermemizi sağlıyor. Bu sayede birbiriyle bu zamana dek temas edemeyen pek çok ekosistemi de yan yana getirebiliyor, aralarında iletişim köprüleri örüyoruz. Deneyim ve içgörülerin geçişini kolaylaştırıyoruz. Teyit’in dahil olduğu, kenarından kıyısından geçtiği, bazen yakınlaşıp bazen uzaklaştığı ekosistemleri ise şöyle sıralıyoruz:

  • Bilgi ekosistemi > medya ekosistemi > teyitçilik ekosistemi. Kendimizi öncelikle bu ekosistemlerin başat aktörlerinden biri olarak görüyoruz.
  • İçerik ekosistemi > yayıncılık ekosistemi > gazetecilik ekosistemi. Bu ekosistemlerle yakınlığımız olduğuna inanıyoruz.
  • Sosyal inovasyon ekosistemi > sosyal girişimcilik + sivil toplum. Özellikle sosyal girişimcilik ekosistemi için ilham verici bir örnek olduğumuzu biliyoruz.
  • Yaratıcı endüstriler ekosistemi, eğitim ekosistemi, araştırma ekosistemi, girişimcilik ekosistemi, dijital teknolojiler ekosistemi, inovasyon (+Ar-Ge) ekosistemi ve veri bilimi ekosistemi. Zaman zaman yollarımızın kesiştiği, beslendiğimiz ekosistemler.

Bilgi ekosistemine nasıl giderim? Teyit bu ekosistemin neresine düşer?

Tespit ettikleri veya hissettikleri sorunlara karşı harekete geçen bu grupların yan yana olduğu, işbirliği de yapsalar, sırtlarını da dönseler, birbirleriyle aynı oksijeni tüketmek zorunda oldukları ortama bilgi ekosistemidiyoruz. Sınırları ve ortak değerleri henüz belirlenmemiş, kural ve prensipleri yerleşmemiş, bilgi üreten, derleyen, sınıflandıran, güçlendiren, yaygınlaştıran, paylaşan, filtreleyen, anlaşılır ve insancıl hale getiren, görselleştiren ve açık bilginin savunuculuğunu yapan grupları pozitif etki yarattıkları oranda bu ekosistemin bir parçası sayıyoruz.

Kendimizi de öncü bir aktör olarak yerleştirdiğimiz bu ekosistemin hangi aktörlerden oluştuğunu ve kimin nasıl bir işlevi yerine getirdiğini uzun süredir anlamaya çalışıyoruz. The Systems Sanctuary’nin Pozitif Değişim için Ekosistemler İnşa Etmek kaynağından hareketle, bilgi ekosisteminin kabaca bir haritasını çıkarmaya çalıştık. Rachel Sinha ve Tim Draimin’in 2016’da hazırladığı İvmeyi Haritalamak isimli bu panarşi modeli, tüm karmaşık sistemlerin içinden geçtiği değişim ve istikrar döngüsünün, bir ekosistemi haritalandırmak için en iyi yollardan biri olduğunu ortaya koyuyor.

Filizlenme, büyüme, koruma ve yaratıcı yıkım aşamalarından oluşan bu döngüye, ekosistemi besleyen ve sistem dönüşümünü hedefleyen, aktörleri buluşturan, onlarla çalışan, stratejik proje ve programlar için gerektiğinde boşlukları dolduran çekirdek bir takım eşlik ediyor.

Bilgi ekosistemini düşünerek aktörleri yerli yerine oturtmaya çalıştığımız ön çalışmada, Türkiye’de ekosistemde büyümekte olan aktörlerin sayısının epey fazla olduğunu fark ettik. Öte yandan, Türkiye’deki bilgi ekosistemi, henüz o kadar erken aşamada ki, yaratıcı yıkım seviyesinde adı sayılabilecek aktör neredeyse yok. Yani filizlenme, büyüme, mevcut düzeni koruma aşamalarını tamamlayabilmiş, ekosistemdeki ömrünü sonlandırmış, sistemin yaşayabilmesi ve sürdürülmesi için sona ermesi gereken aktörlerin ismini zikretmek güç. Aktörlerin çoğunun içinde yaşadığı ortama ve kendisinin üstlendiği role dair farkındalığı da sınırlı. Ayrıca bu ekosistemin aktörlerinin üzerinde uzlaştığı kurallar, değerler ve ortak yaşam sözleşmeleri henüz kurulmuş değil.

Ekipçe yaptığımız haritalama sırasında, Teyit’in bilgi ekosistemindeki konumlanışı açısından farkettiklerimiz ise şöyle:

  • Teyit ekibinin ekosisteme dair farkındalığı sahiden yüksek. Kimin nasıl bir işlevi yerine getirdiğini seziyor ve anlıyoruz. Diğer aktörlerden nasıl etkilendiğimizi ve onları nasıl etkilediğimizi biliyoruz. Habitatın ayakta kalabilmesi için, nereye yakınlaşmamız, nereden uzak durmamız gerektiğini, dengeyi bulmak için hangi işlevleri üstlenmemiz gerektiğini öğreniyoruz.
  • Ekosistemin mevcut halinde, Teyit birden fazla rol ve sorumluluk üstleniyor. Ekibimiz, sürdürdüğü faaliyetlerden hareketle Teyit’i ekosistem içinde, ilham verici bir örnek olmak, bilgi üretmek, deneyler yapmak, dijital deneyimler yaratmak, farklı aktörler arasında köprü işlevi görmek, yeni aktörleri güçlendirmek, ekosistemi fonlamak gibi görevlerle ilişkilendiriyor. Bu görevlerin çoğu filizlenmekte ve büyümekte olan bir ekosistem aktörünün özelliklerine denk düşüyor.
  • Tüm bu sayılan işlevleri aynı anda layıkıyla yerine getirmenin oldukça zor bir görev olduğunu düşünüyoruz. Ekosistemdeki bu görev dağılımını gözden geçirmeyi, ekosistem içinde boşlukları dolduracak aktörler belirginleşiyorsa bazı rollerden geri çekilmeyi planlıyoruz. Böylece yerine getirmeye devam edeceğimiz sorumluluklara daha fazla enerji harcayabilir, ekosisteme daha fazla katkıda bulunabiliriz.
  • Ekosistemde yerine getirdiğimizi düşündüğümüz işlevlerle, sürdürdüğümüz faaliyetler arasındaki nedensellik belirgin değil. Bu faaliyetlerin sosyal etkiye dönüşüp dönüşmediğini anlamak için göstergelerimiz yeterli değil. Bu yılın ilk aylarında, faaliyetler ile sorumlulukları eşleştirmeyi, çıktılarımızın sosyal etkisine dair indikatörleri tanımlamayı önceliklendireceğiz.

Değişim teorimiz ve değişim sırasında akılda tutacaklarımız

  • Yaratmak istediğimiz değişim ne? Şu anda burada olmayan, görmek istediğimiz manzara ne?
  • Bu değişimi yaratmak için hangi adımları atmalıyız?
  • Bu adımları atmak için hangi şartlar var olmalı?
  • Adımları atmak için hangi faaliyetleri yapmalıyız? Ve neden bu faaliyetler?
  • Başarı göstergeleri neler?

Yukarıda bahsettiğim yazıya göz atma fırsatınız olursa, Teyit için hazırladığımız ilk değişim teorisinin ayrıntılarını bulacaksınız. 2016–2020 aralığında Teyit’in faaliyetlerini ve hedeflerini belirleyen bu değişim mantığına göre, Teyit “eleştirel düşünce alışkanlığı ve dijital okuryazarlığın güçlendiği” bir dünyanın hayalini kuruyordu. Bu etki hedefi, aynı matris içinde internet kullanıcılarının yanlış bilgiye karşı harekete geçmesini, medya ve eğitim sisteminin değişmesini, Türkiye’de sahte haber konusunda ciddi bir farkındalık oluşmasını zorunlu kılıyordu. Bu hedef için, yayın yapmayı, eğitimler düzenlemeyi ve çalışmalarımızı yaygınlaştırmayı kendimize temel aktivite seti olarak belirlemiştik.

2016–2020 dönemi için ortaya koyduğumuz bu etki hedefine ne kadar yaklaşabildiğimiz, ne kadar başarılı olabildiğimiz konusunda bazı izleme faaliyetleri yürüttük. KONDA, Tandans gibi kurumlarla yaptığımız araştırmalar, Tuba Emiroğlu gibi bağımsız etki uzmanlarıyla hazırladığımız raporlar sonucunda elimizde Teyit’in sosyal etkisini anlamayı kolaylaştıracak pek çok sonuç var. Bu sonuçları ilerleyen haftalarda paylaşmaya başlayacağız.

Teyit’in “eleştirel düşünce alışkanlığı ve dijital okuryazarlık için çalışan bir fact-checking organizasyonu” olmanın ötesine geçtiği 2020 ve sonrası için hedeflerimizi ve çalışmalarımızı gözden geçiriyoruz. Teyit’in artık “fact-checking organizasyonu” olmadığını, “fact-checking de yapan bir organizasyon” olduğunu görüyoruz. Bunun en önemli sebeplerinden biri, kurduğumuz işbirlikleriyle artık sistem dönüşümü hedeflerine daha yakın olmamız. Yaptığımız çalışmaların sağladığı görünürlük ve güven, sistem seviyesinde müdahaleler tasarlayabildiğimiz, çıktıları daha uzun vadede belirginleşecek, ancak daha kalıcı olacak işler yapmamıza imkan sağlıyor.

2021 itibariyle Teyit’in değişim hedefini “Eleştirel düşünmenin bilgi ekosisteminin ortak değeri olduğu bir dünyanın / çağın oluşumuna katkıda bulunmak” olarak yeniliyoruz. Gelişim aşamasında olduğunu tespit ettiğimiz bilgi ekosistemi için ortak değerlerin belirlenmesine yönelik çalışmalar yapacağız. Bu değerleri, birlikte çalışma pratiklerinden ve gelecek hedeflerinden süzeceğiz.

Hedeflediğimiz etkiyi yaratabilmek için aktörlerde ekosistem bilinci oluşturmayı, eleştirel düşünmenin önemine inanan toplulukları bir araya getirmeyi başarabilmeliyiz. Kolaylaştırıcı mekanizmalar aracılığıyla bilgi ekosistemindeki aktörlerin ortak değerler için buluşabilmesini sağlamalı, bağımsızlığı koruyacak iş modellerini geliştirmeye devam etmeliyiz.

2020’ye veda ederken pek çoğumuz krizleri geride bıraktığımız umudunu yeşertmek istiyordu. Kötü haberi benden duyun istemezdim, ama içinde yaşadığımız dünya artık bir krizler dünyası. Pandemi, kısa bir hazırlıktı. Gezegenimizin bu hızla ısınmaya devam ettiği senaryoların finali pek iç açıcı değil. Çözüm olmak istediğimiz sorunlarla mücadele ederken bu bağlamı hatırlamaya devam etmek zorundayız. Neyi değiştirmek istediğimiz kadar, bunu nasıl yapacağımız da konuşulmayı hak ediyor. Çalışmalarımızı sürdürürken, yukarıda saydığım bazı hareketlerle de hizalanmak mecburiyetindeyiz. Bunların başında sosyal ekonomi, Küresel Amaçlar İçin İşbirliği ve B-Corp geliyor.

Tabii, hizalanma yalnızca bizim dışımızdan gelen akımlarla değil, ekip içinde belirlediğimiz değerlerle de mümkün olacak. Sosyal etkiyi hedeflerken kendimize kutup yıldızı belirlediğimiz bazı değerler var. Daha yavaş ama epey çevik kalmayı hedefliyoruz. Topluluklarla kurduğumuz ilişkileri yerel ve yakından kurmak ama bunu yaparken evrensel değerlere bağlı kalmak istiyoruz.

Bilginin erişilebilir ve demokratik kılınması için çalışmaya devam edeceğiz. Bilgiyle kurduğumuz ilişkinin insancıllaştırılması en temel temalarımızdan biri olacak. Siyahı ya da beyazı, sıfırı ya da biri değil, spektrumun farklı noktalarını görüp anlamak, anlayıp anlatmak için her zaman olduğu çaba sarfetmeyi sürdüreceğiz. Tüm bunları yaparken şeffaflık ısrarından vazgeçmeden, güven ilişkilerimize özen göstermeye devam edeceğiz.

Not: Tüm bu çalışmalarda bize kolaylaştırıcılık ve yol arkadaşlığı yapan Berivan Eliş’e teşekkürler.

27 Ocak 2020 tarihinde ilk olarak teyit.org üzerinde yayınlanmıştır.

Journalist, fact-checker, social entrepreneur | Founder @teyitorg | @TransparencyTR Awardee | @Ashoka Fellow

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store